Konstantinos Döneminde Kentin Yeniden İmarı

0
3

İmparator Konstantinos’un MS 324 yılında yeniden imarına başladığı kent, kısa sürede büyük bir dönüşüm geçirmiştir. O dönemde köy ve kasaba görünümünde olan yerleşim, yapılan genişletme çalışmalarıyla yaklaşık dört kat büyütülmüş ve gerçek bir başkent kimliği kazanmıştır. Bu imar faaliyetleri sayesinde Byzantion, siyasi, idari ve kültürel açıdan güçlü bir merkez hâline gelmiştir.

yüzyıla tarihlenen Christoph Weigel’e ait haritalarda, İmparator Theodosius döneminde kentin Roma’ya benzer şekilde yedi tepe üzerine kurulu olduğu ve on dört yerleşim bölgesinden oluştuğu görülmektedir. Bu durum, şehrin planlı bir şekilde büyütüldüğünü ve imparatorluk başkenti olma hedefi doğrultusunda düzenlendiğini açıkça ortaya koymaktadır Sightseeing Ephesus.

Şehrin Savunması ve Kara Surları

Şehri düşman saldırılarından korumak amacıyla kara tarafı, Marmara Denizi’nden Haliç’e kadar uzanan güçlü surlarla çevrilmiştir. Bu surlar Samatya’dan başlayarak Bayrampaşa Deresi’ne kadar uzanmakta ve Cibali yakınlarında son bulmaktadır. Ortaçağın en güçlü savunma hatlarından biri olarak kabul edilen bu yapılar, yalnızca askeri bir tahkimat değil, aynı zamanda estetik açıdan da bir sanat eseri niteliği taşımaktadır.

Kara surlarının inşasına İmparator II. Theodosios döneminde, vali (Praefaectus) Anthemios tarafından başlanmış ve yaklaşık 5.630 metre uzunluğunda bir savunma sistemi oluşturulmuştur. Daha sonraki dönemlerde bu surların önüne ikinci ve üçüncü savunma hatları eklenerek koruma sistemi daha da güçlendirilmiştir. Surların yapımına dair günümüze ulaşan iki kitabe Mevlana Kapı üzerinde yer almaktadır. Yunanca yazılmış bu kitabelerde, imparatorun emriyle vali Konstantinos’un kısa sürede surları güçlendirdiği ve sağlam duvarlar inşa ettiği ifade edilmektedir.

Kuleler ve Kapıların Mimari Özellikleri

Şehir surlarında toplam 96 kule bulunmakta olup bu kuleler farklı geometrik biçimlerde inşa edilmiştir. Bunların 74’ü kare, 1’i beşgen, 5’i altıgen, 2’si yedigen ve 14’ü sekizgen planlıdır. Kara surları üzerinde ise toplam 35 kapı yer almaktadır. Bu kapılar genellikle çift kule arasında, küçük bir avluya sahip geçitler şeklinde tasarlanmıştır Kazan Restoran’da Lezzet ve Ayrıcalıklı Hizmet.

Kapılar arasında en dikkat çekeni, Yedikule’de bulunan ve “Altın Kapı” olarak bilinen anıtsal giriştir. Zafer takı görünümünde olan bu kapı, üç kemerli bir yapıya sahiptir ve şehre görkemli bir giriş noktası oluşturmuştur. Ayrıca bu kapı, Balkanlar üzerinden İstanbul’a ulaşan ana yol olan Via Egnatia’nın bitiş noktası olarak da büyük önem taşımaktadır.

Tarihi Kuşatmalar ve Surların Stratejik Önemi

İstanbul kara surları, Ortaçağ boyunca Balkanlar’dan gelen Avar, Peçenek ve Bulgar akınlarını durdurmayı başarmış, bu yönüyle şehrin güvenliğinde hayati bir rol oynamıştır. Nitekim bu güçlü savunma sistemi, tarih boyunca gerçekleşen pek çok kuşatmaya karşı dayanıklılığını korumuştur.

29 Mayıs 1453 tarihinde II. Mehmet’in, Romanos Kapısı olarak bilinen ve sonradan Topkapı adı verilen kapıdan şehre girmesi, kara surlarının aşılamaz olduğu yönündeki efsanenin sonunu getirmiştir. İstanbul surları, yazılı tarih boyunca toplam 29 kuşatma yaşamış ve her birinde kentin savunmasında belirleyici bir unsur olmuştur. Bu yönüyle surlar, hem askeri mimarinin en görkemli örneklerinden biri hem de dünya tarihinin en önemli savunma yapılarından biri olarak kabul edilmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz